.
.
.
Pokémon Son Film: Efsane Taşlar ve Mysloteric- FINAL EKLENDİ - Sayfa 8 - Pokémon Master Forumları
 

Pokémon Son Film: Efsane Taşlar ve Mysloteric- FINAL EKLENDİ

Pokémon ile ilgili kendi yazdığınız senaryo ve hikayeleriniz
Kullanıcı avatarı
Evliya Celebi
Turnuva Şampiyonu
Turnuva Şampiyonu
Mesajlar: 2811
Kayıt: Pzt Eyl 13, 2010 9:31 pm
Konum: İstanbul
İletişim:

Re: Pokémon Son Film: Efsane Taşlar ve Mysloteric

Mesajgönderen Evliya Celebi » Cum Eki 22, 2010 8:45 am

bak ya milleti heyecanlandırıyor. taşlar levhalar falan :D
3ds friend code: 0748 - 3518 - 6080

Resim


Resim

Kullanıcı avatarı
Sharren
Pokemon Trainer
Pokemon Trainer
Mesajlar: 2435
Kayıt: Çrş Eyl 29, 2010 6:54 pm
Konum: İzmir / Balçova
İletişim:

Re: Pokémon Son Film: Efsane Taşlar ve Mysloteric

Mesajgönderen Sharren » Cum Eki 22, 2010 12:54 pm

Of, iyice heyecanlandım. Bir an önce gelse bari. :D
the fragrance of dark coffee.
Resim

Resim

Crosh
Elite Four
Elite Four
Mesajlar: 3033
Kayıt: Cum Eki 08, 2010 7:48 pm
Konum: Ankara/Keçiören
İletişim:

Re: Pokémon Son Film: Efsane Taşlar ve Mysloteric

Mesajgönderen Crosh » Cum Eki 22, 2010 2:08 pm

Off Başlasa Bir An Önce Ya :D

Kullanıcı avatarı
Diva
Pokemon Master
Pokemon Master
Mesajlar: 4995
Kayıt: Pzt Eyl 13, 2010 3:30 pm
Konum: Alamos Town
İletişim:

Re: Pokémon Son Film: Efsane Taşlar ve Mysloteric

Mesajgönderen Diva » Cum Eki 22, 2010 4:27 pm

Final bugün yayınlanacaktır. Çok uzun olduğu için finali 3 kısıma ayırdım. Bunları bir arada yayınlayacağım ama vakti olmayan için kolaylık olur diye kısımlara ayırdım.
Resim

FC: 1822 - 3800 - 3502

Kullanıcı avatarı
Sharren
Pokemon Trainer
Pokemon Trainer
Mesajlar: 2435
Kayıt: Çrş Eyl 29, 2010 6:54 pm
Konum: İzmir / Balçova
İletişim:

Re: Pokémon Son Film: Efsane Taşlar ve Mysloteric

Mesajgönderen Sharren » Cum Eki 22, 2010 8:19 pm

Diva yazdı:Final bugün yayınlanacaktır. Çok uzun olduğu için finali 3 kısıma ayırdım. Bunları bir arada yayınlayacağım ama vakti olmayan için kolaylık olur diye kısımlara ayırdım.


Peki, bekliyoruz.
the fragrance of dark coffee.
Resim

Resim

Kullanıcı avatarı
Diva
Pokemon Master
Pokemon Master
Mesajlar: 4995
Kayıt: Pzt Eyl 13, 2010 3:30 pm
Konum: Alamos Town
İletişim:

Re: Pokémon Son Film: Efsane Taşlar ve Mysloteric

Mesajgönderen Diva » Cum Eki 22, 2010 11:09 pm

Yolculuğumuzun sonuna geldik. Son bölüme başlamadan önce okuyan, merak eden ve takip eden herkese teşekkür ediyorum. Son bölüm 3 kısımdan oluşuyor. İlk filmi izleyenler bakalım son bölümde, ilk filme yapılan göndermeleri farkedebilecekler mi? :)

Resim


10.BÖLÜM -FİNAL-: "EFSANE TAŞLAR"

1.KISIM: EFSANE

Hayat… En büyük mucize ve en büyük gizem… Yüz yıllar boyunca insanlar ve pokémonlar anlamını öğrenmeye çalıştı. Bu amaçla çıkılan yolculuklarda da sayısız olay yaşandı. Ama insanlar ve pokémonlar hayatın sırrını ararken kendi sırlarına da ulaşamadılar.

O insanlardan biri olan Ash Ketchum, gizemli GS topunu havaya kaldırıp gizemli kapının açılması için emrederken biz onu orada bırakıyor ve efsanenin başladığı ana dönüyoruz. Yüzler, binler hatta belki de milyonlarca yıl öncesine…

Hayat siyah ve beyaz ile başladı. İyi ve kötü ile… Bilinmeyen bir yerde, üç kardeş pokémon yaşamaya başladıklarında da bu kural böyleydi. Bu üç kardeş siyahtı. Kötülüktü. İçlerindeki bu kötülük belki cehennemin var olmasını sağladı, belki de dünyada var olan tüm kötülükler bu üç kardeşin içindeki karanlık yüzünden oldu. Bunu kimse bilmiyor. Onların karşısında ise beyaz olan vardı. Yani iyilik… Karanlığı ve kötülüğü engelleyecek olan güç. Büyük yaratıcı, kötülüğü ve iyiliği dengelerken yedi kutsal taştan oluşan bir levha hazırladı. Bu kutsal taşlar iki tarafın temeli oldu. Yedi güç birleştiğinde bu taşlar ya iyiliğe ya da kötülüğe hizmet edeceklerdi. Taşları birleştirenin niyeti bunu belirleyecekti. İyilik ve kötülük arasında böylesine hassas bir denge vardı.

Fakat kötülük yapması gerekeni yaptı. Taşları kendi kötü niyetleri ile birleştirip levhayı yok edecekler, böylece bir daha iyiliğin var olmasını engelleyeceklerdi. Üç kardeş pokémon bunun için yüce güçlerle savaştılar. Bu savaş sonunda kötülük kaybetti. Büyük yaratıcı onları siyah kuleye hapsetti. Onların lanetini de barındıran taşları ise levhadan söktü. Levhadaki taşları kimsenin bir daha birleştirmemesi için levhanın 7.taşına ait bölümü kırdı. Bilinmeyen bu yerin en doğusundan altını, en batısından gümüşü getirip bir top yaptı ve onu içine koydu. Daha sonra da topla birlikte levhayı ve taşları gizemli kapıdan aşağı attı. Artık bu bilinmeyen yerde kötülük hapsolmuş, iyilik galip gelmişti. Yaşayan tüm pokemonlar huzur içindeydi. İyilik beyaz kulesinde bu huzuru devam ettirmeye çalışıyordu. O güne kadar…

Levha ve taşlar, dünya denilen gezegene düşmüştü. Düştükleri yerde ise kocaman bir adanın oluşmasını sağladılar. Bu olaydan binlerce yıl sonra bir insan levhayı, taşları ve topu buldu. Levhadaki taşları kötülüğün hizmeti için birleştirdi. Ve lanetlenen levha kötülüğe hizmet etti. Lanet adada yaşanların üzerine çöktü. Herkesi yok etti. Kuraklık, açlık ve yamyamlık… Felaketler birbirini kovaladı. Bu lanetli topraklar levhadaki taşların ayrılması ile yedi parçaya ayrıldı. Fakat her şey bununla bitmedi. Taşların kötülüğe hizmet etmesi üç kardeş pokémonu güçlendirdi ve onlar hapsoldukları yerden çıkıp iyiliğin simgesi olan beyaz kuleye giderek iyiliğin temsilcisini gizemli kapıdan aşağı attılar.

Bu olaydan binlerce yıl sonra Ash adında bir çocuk, levhadaki taşları yeniden birleştirmişti. Bu kez iyilik adına birleşmişti taşlar. İyiliğin savunucusu bundan haberdardı ve bu çocuğa taşları bulmasında yardımcı olmuştu. Çünkü artık lanet sona erecekti… İyiliğin temsilcisi evine dönebilecekti…



2.KISIM: GİZEMLİ KAPI'NIN EFENDİSİ

Ash, kalbinin derinliklerinde dostunun sevgisini görmüştü. Çünkü onun kalbi iyiliğe hizmet ediyordu. Dünyanın ve dünyada yaşayan pokémonların yaşaması için birçok defa hayatını tehlikeye atmıştı ve son olarak da en büyük dostunu bu uğurda kaybetmişti. Ash, kalbinde dostu ile karşılaştı ve onun gücünü de alarak gözleri kapalı bir şekilde gizemli GS topunu havaya kaldırdı ve şu sözleri söyledi:

"İYİLİK İÇİN... KALBİMİZDEKİ SEVGİ İÇİN... LANETİN BİTMESİ İÇİN ANAHTARA KAPIYI AÇMAYI EMREDİYORUM... POKEMONLAR İÇİN!!!"

Birden her şey durdu. Ash’in üzerine doğru gelen kayalar havada asılı kaldı. Yıldırımlar gökte parladıkları gibi kaldılar. Rüzgâr bile o an durdu. GS topu Ash’in elinden sıyrıldı ve havaya kalktı. Gökyüzünü delecek kadar güçlü bir ışık saçarak açıldı. Ortalık birden aydınlandı. GS topunun içinden levhanın eksik parçası ve 7.taş çıktı. O anda levha da havaya kalktı ve kırık bölüm levhaya birleşti. Bu anda GS topunun yaydığı ışık söndü ve top açık halde yere düştü.

Levhadan yayılan yedi renkli ışık gökyüzünü delercesine yukarı doğru çıktı. Gökyüzünde dairesel bir renk cümbüşü oluştu. Sonra da tüm renkler birleşti ve beyaz bir daire gökyüzünde parlamaya başladı. Gizemli kapıydı bu.

Ash’in gözleri hala kapalıydı. Kendisini uçuyor gibi hissediyordu. Gözlerini açtığında hiç de tanıdık olmayan bir yerde buldu kendini. Bulutlar vardı çevresinde… Boşlukta gibiydi. Sis kaplamıştı her yerini. Ash kalbindeki bu hisse bir anlam vermeye çalışırken yine o sesi duydu.

<<Merhaba Ash.>>

Ash arkasına döndüğünde vücudu bulutlara karışmış, sadece kafası belli olan sarı renkli, garip bir yaratıkla karsılaştı.

ASH: Sen de kimsin?
<<Ben MYSLOTERIC... Gizemli kapının ve iyiliğin sorumlusu…>>
ASH: Sen pokemon musun?
MYSLOTERIC: Evet. Efsane taşların 7 gücüne sahip bir pokemonum.
ASH: Bu inanılmaz. Neredeyiz biz?
MYSLOTERIC: Gizemli kapının önündeyiz. Az sonra kapı açılacak. Kalbindeki iyilik sayesinde kapı bu kez doğru açılacak.
ASH: Lanet bitecek mi?
MYSLOTERIC: Evet. Ben de evime dönebileceğim.
ASH: Evine mi?
MYSLOTERIC: Yaklaşık 2000 yıl önce Trawenty halkı kapıyı yanlış açtığında kötülük güçlendi ben de dünyaya geçiş yaptım. Evime 2000 yıldır dönemiyordum.
ASH: Peki ama evin neresi?
MYSLOTERIC: Evimi sana göstereceğim. Umarım oradan ayrı kaldığım süre boyunca hala yerinde duruyordur.
ASH: Hiçbir şey anlamadım. Bütün bu olanlar da neyin nesi?
MYSLOTERIC: Hepsini anlayacaksın. Kapı açılıyor, benimle gel.

Beyaz bulutlar ve sis bir anda dağılmaya başladı. Ash karşısında dev bir güneşin olduğunu sandı. Beyaz bir daire ışık saçarak Ash’i içine aldı ve bir süre sonra her şey ışık oldu. Ash yine o uçma hissine kapılmıştı. Gözlerini açtığında gördüklerine inanamadı. Burası göz alabildiğince uzanan yemyeşil ovalarla kaplı bir yerdi. Nehirler, denizler, çiçekler... Ne ararsanız vardı. Ash bu manzaraya büyükçe bir kuleden bakıyordu. Kule beyaz ve garip bir şekilde tasarlanmıştı.

MYSLOTERIC: Sonunda evime döndüm…
ASH: Sen... Değiştin.
MYSLOTERIC: Bu görüntüm yalnızca buraya ait. Evime hoş geldin Ash…

MYSLOTERIC’in şimdiki görüntüsü sarımtırak bir ejder görünümüydü. Vücudunun her yanı görülüyordu artık. Bedeni Ash’in yaklaşık 10 katı kadardı.

ASH: Burası inanılmaz bir yer. Neredeyiz biz?
MYSLOTERIC: Burası Pokémon Dünyası, Ash.
ASH: Pokémon Dünyası mı?
MYSLOTERIC: Evet, belki inanması güç ama pokemonlar dünyalı değil. Zaten dünyanızdan olamayacak kadar garibiz öyle değil mi?
ASH: Buna inanamıyorum... Nasıl?
MYSLOTERIC: Haklısın, inanmak zor. Burası dünyada bir yer değil. O kapı dünyalar arasındaki geçiş kapısı. Normalde kapalı kalması gerekiyor ama bazı pokemonlar kuralı bozmaya uğraşıyorlar bazen. Ben de onlara engel olmaya çalışıyorum.
ASH: Aklım çok karıştı... Kimler, nasıl?
MYSLOTERIC: Hepsini anlatacağım ama önce istersen bu dünyanın pokemonları ile tanış.

MYSLOTERIC, Ash’in kulağını çınlatacak bir ses tonu ile garip bir ses çıkardı. Bu ses 2000 yıldır duyulmuyordu. (tabii zaman dünyadaki gibiyse) Beyaz kuleden yayılan bu sesi duyan pokémonlar birden heyecana kapıldı ve akabinde yemyeşil ovalar milyonlarca pokemonla doldu.

ASH: Aman Tanrım, bu da ne?
MYSLOTERIC: Burası pokemonların evi… Kısaca ana yurdu... Burada 1,5 milyon türden trilyonlarca pokemon yaşıyor. Sizin dünyanızda buradakilerin sadece küçük bir kısmı yaşamakta…
ASH: Peki ama Pokemonlar dünyaya nasıl geçmişler?
MYSLOTERIC: Bundan milyonlarca yıl önce kapı ilk kez açılmış. Bunun nedeni de (MYSLOTERIC karşıdaki dağları işaret etti.) oradaki kuleyi görüyor musun?
ASH: Evet, siyah bir şato… Aynı buraya benziyor.
MYSLOTERIC: İşte orada 3 pokemon yaşamakta. Onlar benle beraber sadece bu dünyada bulunmakta. O pokemonlar çok uzun bir süre önce kapının yanlış açılmasını sağladılar ve bir grup pokemon o sırada ortadan kayboldu. Sanırım kapıdan dünyaya geçiş yaptılar. Bunların Kabuto ve Clefairy grupları olduğunu söylerler.
ASH: O nedenle Kabuto pokemonların atası olarak biliniyor öyle mi?
MYSLOTERIC: Evet... Ayrıca Clefairy’ler de giderken buradan büyük bir kaya götürmüşler.
ASH: Ay taşı!!!!
MYSLOTERIC: İnsanlar öyle olduğunu zannediyorlar. O taş buraya aitti.
ASH: Peki ama burası nerde... Uzayda mıyız??
MYSLOTERIC: Hem evet hem de hayır. Bu bölüm kafanı iyice karıştırabilir, o nedenle bunu bilmene gerek yok.
ASH: Peki, o kulede yaşayan pokemonlar kimler?
MYSLOTERIC: Onlar buranın kötü adamları. Her yerde iyiliğin karşısında kötülük vardır Ash. Onlar benimle beraber yaratılan 3 kardeş pokemon… Şekilleri çok da bakılacak gibi değil. Onlar kapı için tehlikeli… Burası için tehlikeli… 2000 yıl boyunca yalnızdılar. Onların amacı önce burayı sonra da kapıdan geçip diğer dünyaları ele geçirmek. Bunu şimdiye kadar yapamadıklarına sevindim doğrusu.
ASH: Şu an hala Cledoon’dayım öyle değil mi?
MYSLOTERIC: Hem öyle hem de değil… Anlıyor musun?
ASH: Bu kez evet. (Ash gözünü kırptı)
MYSLOTERIC: Ayrıca buraya ilk gelen insan sen oldun, sana borcum var. Sayende evime döndüm. Kapı kapanmadan evine dönmelisin ama önce sana sürprizimi göstereceğim. Sonra da ödülünü alacaksın.
ASH: Sürpriz mi? Ödül mü?
MYSLOTERIC: Sabırlı ol... Şimdi gözlerini kapat ve hiçbir şey düşünme.
ASH: Tamam...

Ash gözlerini kapattı ve yine kendisini uçuyor gibi hissetti.

MYSLOTERIC: Gözlerini açabilirsin...

Ash gözlerini açtığında artık kulede değillerdi. Bambaşka bir yerdeydiler. Sarı parlak kubbelerin olduğu, masal kitaplarına özgü bir yerdeydiler. Ama Ash bunların hiçbirini fark etmedi bile. O, bir daha ömür boyu unutamayacağı o sahneyle karşılaşmıştı. Pikachusu karşısındaydı.

ASH: Yo… Hayır… Bu olamaz...
PIKACHU: Pikapi...
ASH: Pikachu... Sen geri döndün.

Ash koşarak Pikachusuna sarıldı ve beraber ağlamaya başladılar. Birbirlerinin gözlerine ilk kez böyle hasretle bakıyorlardı.

ASH: Ama sen... Sen... (devamı gelmeden MYSLOTERIC araya girdi)
MYSLOTERIC: Şimdi hiçbir şey düşünme.
ASH: Teşekkür ederim MYSLOTERIC... Çok teşekkür ederim.
MYSLOTERIC: Sen bunu hak ettin.
ASH: Pikachum... Yaşıyorsun...

Ash pikachusuna sarıldı ve gözlerini kapattı. Gözlerinden süzülen yaşlar Pikachu’nun kine karışıyordu...

PIKACHU: pikapi...pika pikacuuu
ASH: Beni affet dostum. Seni korumalıydım.
PIKACHU: pi pikachu…

Her güzel şeyin sonu çabuk olur değil mi değerli okuyucu? İşte Ash ile Pikachu’nun da bu büyük buluşması kısa sürdü. Ash gözlerini açtığında Pikachu’nun gövdesi sis bulutlarına karışıyordu.

ASH: Neler oluyor? Pikachu... Nereye gidiyorsun?
PIKACHU:(ağlayarak) pikapi...pika..pika...
ASH: MYSLOTERIC neler oluyor?
MYSLOTERIC: Bak Ash, bu sadece onun ruhuydu. Onu yeniden hayata döndürmek isterdim ama sadece yapabildiğim bu. Hayatını kaybeden pokemonlar bir süre burada kalırlar. Bu yaptığım bile kurallara aykırı ama sen bunu hak etmiştin.
ASH:(İç çekti) Anlıyorum... Yine de teşekkür ederim...

Artık Pikachu’nun bedeni bulutlara karışmıştı. Yalnızca o sevimli yüzü ile Ash’e gülümsüyordu. Ash dayanamadı, koşarak ona yetişmeye çalıştı ama başaramadı. Sonra pes edip dostuna el salladı ve ona veda etti.

MYSLOTERIC: Ash artık gitmemiz gerekiyor.
ASH: Teşekkür ederim MYSLOTERIC. Bana Pikachu’mu gösterdiğin için sağ ol.
MYSLOTERIC: (Başını salladı)Ash kapı kapanmak üzere.
ASH: Hazırım...
MYSLOTERIC: Gözlerini kapat...

Ash yaşlı gözlerini kapattı ve yolculuk yine başladı. Yolculuk sürerken MYSLOTERIC Ash’le konuştu.

MYSLOTERIC: Ash... Şimdi sıra ödülünde. Sen gizemli kapıyı açtın ve gizemli kapının da sana hediyesi kalbin gibi olacak.
ASH: Nasıl yani?
MYSLOTERIC: Bunu söyleyemem ama zamanla anlayacağından eminim. Ayrıca gözlerini kapatıp beni düşündüğünde karşında olacağımı da bil. Seninle tanıştığıma çok memnun oldum Ash. Pokemonların gizemli sırlarını artık sadece sen biliyorsun. Lütfen onu kalbinde sakla. Sonsuza kadar...
ASH: Sonsuza kadar...
MYSLOTERIC: Dostum... Sen artık dostumsun. İyiliğin temsilcisi Gizemli Kapı’nın Efendisi’ni selamlar. (Mysloteric uzun boynunu yere eğdi ve Ash’i selamladı.)
ASH: Görüşmek üzere... Seni tanımak bir şerefti benim için.
MYSLOTERIC: Artık gitme zamanı... Kapıya emretmen gerekiyor.
ASH: Peki. Gizemli kapı, anahtar sana emrediyor…

Sonra Ash beyaz bir ışık demetinin içine girdi. Dostu ona son kez bu dünyadan sesleniyordu.

MYSLOTERIC: Pikachu’na çok iyi bakacağım.
ASH: Biliyorum. Hoşça kal.
MYSLOTERIC: Hoşça kal.

Ash kapıdan geçerken bir an Pikachusu’nun sesini duyar gibi oldu... pikapi... Sonra Ash gözlerini açtı. Çevresinde annesini, Misty’i, Tracey’i ve Tsuna’yı gördü.

MISTY: Bakın kendine geliyor.
DELIA: Ash iyi misin?
ASH: Evet anne...
OAK: Hey levhaya bakın...

Havada asılı duran levhadaki taşlar levhadan ayrıldı. O anda hepsi ilk bulundukları halleri gibi büyüdüler fakat ışık saçmaya devam ediyorlardı. Altı adet taş birden ışık hızında hareket edip etrafa saçıldı. Siyah taş orada kalmıştı. Kimse bir şey anlamamıştı fakat birkaç dakika sonra başlayan yer sarsıntısı her şeyi açıklıyordu. Taşlar var oldukları adaları birleştirmek için gitmişlerdi. Adalar kahramanlarımızın şaşkın bakışları arasında dört bir yandan gelip Cledoon Adası’na birleştiler. Daha sonra taşlar gökyüzüne doğru yükselip son kez parladılar ve aniden gözden kayboldular. Taşların kaybolmasından sonra levha yavaşça yere indi. Ash levhayı eline aldı ve hafifçe gülümseyerek gökyüzüne baktı.

MISTY: Neler oldu Ash?
ASH: Hı?
MISTY: GS topu açıldıktan sonra bir şeyler yaşadın değil mi? Gizemli kapıyı mı gördün? Yoksa yedi güce sahip pokemonu mu gördün?

Ash gökyüzüne yine baktı ve “belki de görmüşümdür ya da… Öyle sanmışımdır” dedi. Misty’e bakıp gülümsedi.

MISTY: Ne olursa olsun, iyi olmana çok sevindim.
ASH: Teşekkür ederim Misty.
MISTY: Ne için?
ASH: Her zaman yanımda olduğun için.

Ash ve Misty hiç düşünmeden birbirlerine sarıldılar. Yıllardır birbirlerinden gizledikleri duyguları artık serbest bırakmışlardı. O anda yağmur yağmaya başladı.

MISTY: Neler oluyor? Havada bulut bile yok.
TRACEY: Şuna bakın…

Trawenty Adası’nın her yanından tazecik filizler fışkırıyordu. Çimler çıkıyor, var olan ağaçlar çiçek açıyordu.

ASH: Lanet sona erdi.

Herkes bir araya geldi ve laneti sona erdiren yağmurun altında dakikalarca ıslandılar. Her yer mis gibi kokuyordu. Bir kez daha iyilik kazanmıştı. Ash, az önce yaşadığı unutulmaz anları bir kez daha hatırladı ve gökyüzüne baktı. İçinden “teşekkür ederim” dedi.

ASH: Eve dönüyoruz.
OAK: Şuna bakın!
MISTY: Bu olamaz...

Jeffrey adanın sarmaşıkları arasında kahramanlarımıza gülümsüyordu... Ama sadece iskelet olarak…

TSUNA: Sanırım herkes hak ettiğini aldı...

JESSIE: James... Düşündüm de kendimize yeni bir iş bulmalıyız.
JAMES: Bu işte yeterince başarısızlık yaşadık, öyle değil mi?
JESSIE: Sanırım…
JAMES: Restoran açmaya ne dersiniz?
JESSIE: Harika derim...
JAMES: Artık hem para kazanıp hem de doyasıya yemek yiyebileceğiz.
MEOWTH: Hadi o zaman "Roket Restoran" bizi bekliyor...




3.KISIM: MACERANIN SONU

<<30 YIL SONRA>>


Ash gözlerini açtı ve iç çekti. 30 yıl önce yaşanan o unutulmaz anıları ve acıları bir kez daha hatırlamıştı. Yıllardır hemen her gün geldiği o tepedeydi. Evinin biraz uzağında, ormana bakan küçük bir tepede güneşin batışını izlerken gözlerini kapatıp dostunu anıyordu. Yine o anlardan biriydi.

Misty mutfakta akşam yemeği hazırlıklarını yaparken büyük oğlu Dennis koşarak mutfağa girdi. Dennis 10 yaşındaydı ve babasının çocukken taktığı şapkayı takıyordu. Onuncu yaş gününde babası ona hediye etmişti bu şapkayı. Öyküsünü de anlatmıştı…

DENNIS: Anne... Bak ne yakaladım, müthiş bir şey bu.
MISTY: Evet öyle... Neden onu babana göstermiyorsun?
DENNIS: Peki.

Dennis, pokemon lig kupaları ve GYM rozetleri ile dolu bir rafın önünden geçip dışarı çıktı. Dennis, ilk yakaladığı pokemonu babasına gösterecekti.

Dennis babasının nerede olduğunu biliyordu o nedenle aramak zorunda kalmayacaktı. Ash, 40 yaşını aşmış bir yetişkin olmuştu. Ama şu an 30 yıl geriye dönmüştü. Gözlerini kapatmış, Mysloteric ile konuşuyordu. Yıllar önce bu gizemli pokémon Ash’e bir hediye vermişti ve Ash’in bu gücü zamanla fark edeceğini söylemişti. Ash artık bu gücün farkındaydı. Dünyanın neresinde olursa olsun bütün pokemonların konuşmalarını anlayabiliyordu. Pokemonlarla iletişim kurabilen ilk ve tek insandı o...

MYSLOTERIC: Dostun artık yanımda. Yanımda kalmasını sağlamak zor oldu ama başardım.
ASH: Sana ne kadar teşekkür etsem azdır. Onu görebilirim, öyle değil mi?
MYSLOTERIC: Tabi ki... Hadi Pikachu, Ash’e merhaba de.

Pikachu güzel ve sarı yüzünü MYSLOTERIC’in bulutlara karışmış gövdesinden çıkardı ve gülümsedi.

ASH: Merhaba dostum. (Ash yine ağlıyordu)
PIKACHU: Pikacu pikapi pikachu pi (Ash, lütfen ağlama)
ASH: Peki...
PIKACHU: pika pika pikacu...(Çok değişmişsin)
ASH: Yaşlanıyorum... Ama sen hep aynısın...
PIKACHU: pika pikacuu pika pi.. (Yanında olmayı çok isterdim)
ASH: Ben de... Ben de dostum.
MYSLOTERIC: Ash... Hayat çok garip bir döngü... Yıllar önce adaların birleşmesine nasıl kimse inanamadıysa sen de hayatın önüne getirdiklerine inanamazsın. Bazen kaderimize sadık kalmamız gerekir. O gün Pikachu’nun yanından ayrılması da kaderinin isteğiydi. Şimdi ve sonra olacaklar da öyle...

Pikachu, Ash’e bir şey söylemek üzereyken Dennis’in gelmesi üzerine Ash gözlerini açtı ve bağlantıyı kesmek zorunda kaldı. Dennis, elinde bir poke topuyla koşarak babasının yanına geldi.

DENNIS: Baba... Baba... İlk pokemonumu yakaladım... Onu sana göstereceğim.
ASH: Çok güzel, aferin Dennis...
Dennıs’in annesi Misty de oğlunun arkasından elinde telefonla geliyordu.

MISTY: Dennis dikkat et, düşeceksin... Hey!!! Ash, hayatım, telefonda sürpriz biri var...
ASH: Kim?
MISTY: Kendin bak...
DENNIS: Ama baba pokemonumu göstereceğim...
MISTY: Biraz bekle Dennis, baban telefonla konuşuyor.

Ash telefondaki görüntüye bakınca çok şaşırdı.

ASH: Hey!!! Eski dostum, yaşlanmışsın...

Telefondaki Brock’tu...

BROCK: Sen de öyle dostum.
ASH: Brock, nerelerdesin?
BROCK: Haftaya evleniyorum. Senle Misty’i davet etmek için aradım.
ASH: Tabi ki... Ama sen boşanalı bir kaç ay oldu henüz.
MISTY: O eskiden de böyleydi...(kahkahalar)
ASH: Kesinlikle geleceğiz...
BROCK: Eski günlerden konuşuruz.
ASH: Peki... Görüşmek üzere... Tebrikler.
BROCK: Teşekkürler, görüşmek üzere…
ASH: Her zaman ki Brock, hiç değişmeyecek. Evet, Dennis göster babana pokemonunu...

(o anda Misty yeniden eve döndü)

DENNIS: İşte baba... Onu ormanda yakaladım.

Dennis’in poke topu açıldı ve Ash yıllar yıllar öncesine döndü bir anda… Çünkü karşısında bir Pikachu durmaktaydı.

DENNIS: Nasıl baba? O bir Pikachu, öyle değil mi?
ASH: Şey, evet. O bir Pikachu...
DENNIS: Ona çok iyi bakacağım.

Ash o anda çok uzaklara gitmişti. Oğlunun heyecanla anlattıklarını duymuyordu bile. Mysloteric, kaderin önümüze çıkardıklarına sadık kalmamız gerektiğini söylemişti fakat bu kaderin bir oyunu olamazdı.

DENNIS: Ne oldu baba? Çok kötü görünüyorsun.

Ash gözlerinden süzülen damlaları durduramıyordu.

DENNIS: Hey, baba, neden ağlıyorsun? Senin de ilk pokemonun bir Pikachu’ydu değil mi? Prof. Gary Oak’ın dedesi vermiş sana onu. Profesör anlatmıştı.

Ash sadece kafasını sallayabildi. Pikachu’dan gözlerini hiç ayıramıyordu. 30 yıl geçse de gizemler bir şekilde devam ediyordu. Pokémonlarla konuşabilme yeteneğini kullanmasına bile gerek yoktu. Karşısındaki Pikachu, Ash’in 30 yıl önce kaybettiği dostuydu. Ash ilk görüşte bunu anlamıştı. Pikachu göz kırptı ve gülümsedi.

ASH: Aman tanrım...
DENNIS: Ne oldu baba?
ASH: Yok, yok bir şey...
MISTY: Ash, Dennis, hadi yemek hazır.
ASH: Hadi Dennis, pokemonunu al ve eve git... Ben az sonra geliyorum.

Dennis eve gitti. Ash yine gözlerini kapatmıştı ve gökyüzüne bakıyordu.

MISTY: Baban gelmiyor mu?
DENNIS: O tepede duruyor, az sonra gelecekmiş...

Misty pencereden kocasına baktı ve yanına gitti...

MISTY: Ash, iyi misin?
ASH: A...evet...

Ash sol kolunu karısının boynuna doladı ve beraber güneşin batışını izlediler. Misty’nin kızıl saçları güneşin batarken bıraktığı kızıl ışıklarla iyice parlamıştı.

MISTY: Onu düşünüyorsun, öyle değil mi?
ASH: Evet... (tabii Ash başka bir şey düşünüyordu. MYSLOTERIC’i...)
MISTY: Onu ben de özlüyorum.
ASH: Biliyor musun Misty, hepimiz kaderimizde olanları yaşamalıyız, kaderimize sadık kalmalıyız.
MISTY: Bu nereden çıktı şimdi?
ASH: Hiç... Aklıma geldi...

Ash içinden şunları söylüyordu:
<<Kader... Bazen de MYSLOTERIC bize çok güzel sürprizler sunuyor...>>

ASH: Hadi gidelim artık, benim karnım acıktı…
MISTY: Tamam…

Misty kocasını öptü ve eve doğru ilerlemeye başladılar...

Ash son anda gökyüzüne doğru baktı ve gözleri açık halde MYSLOTERIC’i gördü. Ona gülümsedi ve Pikachusunu geri gönderdiği için teşekkür etti. Mysloteric, yanlış olduğunu düşünse de bu iki dostun yıllardır bitmeyen sevgilerine karşı koyamamıştı ve kuralları çiğnemişti.

Güneş, kızıl renkli ışıklarını son kez Palet Kasabası’na sunarken Mysloteric gökyüzünde kayboldu. Ash, gözlerinden süzülen bir damla yaşı silip karısı ile birlikte huzurlu yuvasına ve dostunun yanına döndü. Şimdi günün son ışıkları Palet Kasabası’na veda ederken sen pokémona gönül vermiş değerli okuyucu, pokemon film serisini sona erdirmiş bulunuyorsun. Ama şunu sakın unutma ki, Pokemon rüyası asla sona ermeyecektir…



SON

Diva 2001
Resim

FC: 1822 - 3800 - 3502

Kullanıcı avatarı
Sharren
Pokemon Trainer
Pokemon Trainer
Mesajlar: 2435
Kayıt: Çrş Eyl 29, 2010 6:54 pm
Konum: İzmir / Balçova
İletişim:

Re: Pokémon Son Film: Efsane Taşlar ve Mysloteric- FINAL EKL

Mesajgönderen Sharren » Cum Eki 22, 2010 11:22 pm

Off, harika ya! Çok çok çok çok çok güzel olmuş! Ellerine sağlık abi, o Pikachu'nun geri gelmesi, Dennis falan harika! Bravo, tebrik etmekten başka yapacak hiç bir şeyim yok. :)
the fragrance of dark coffee.
Resim

Resim

Kullanıcı avatarı
arfo
GYM Lideri - Moderatör
GYM Lideri - Moderatör
Mesajlar: 6587
Kayıt: Çrş Eyl 29, 2010 6:53 pm
İletişim:

Re: Pokémon Son Film: Efsane Taşlar ve Mysloteric- FINAL EKL

Mesajgönderen arfo » Cum Eki 22, 2010 11:36 pm

tüm bölümleri okuyamadım geriden geliyorum ama finali de okuyunca görüşümğ bildiricem
3DS Friend Code 1091 - 9636 - 1390

Kullanıcı avatarı
Evliya Celebi
Turnuva Şampiyonu
Turnuva Şampiyonu
Mesajlar: 2811
Kayıt: Pzt Eyl 13, 2010 9:31 pm
Konum: İstanbul
İletişim:

Re: Pokémon Son Film: Efsane Taşlar ve Mysloteric- FINAL EKL

Mesajgönderen Evliya Celebi » Cum Eki 22, 2010 11:41 pm

abi ne desem boş. acayip duygulandım ya. güzel biteceğini biliyordum ama bu süper bitti. yemin ederim böyle bitirselerdi zamanında japon anime tarihinin en efsane sonlarından biri olurdu be =) yazacak bişey bulamıyorum. acayip duygulandım...

bu arada dennis müthiş bir antrenör olacak o pikachuyla :D
3ds friend code: 0748 - 3518 - 6080

Resim


Resim

Kullanıcı avatarı
Diva
Pokemon Master
Pokemon Master
Mesajlar: 4995
Kayıt: Pzt Eyl 13, 2010 3:30 pm
Konum: Alamos Town
İletişim:

Re: Pokémon Son Film: Efsane Taşlar ve Mysloteric- FINAL EKL

Mesajgönderen Diva » Cmt Eki 23, 2010 12:38 am

Teşekkürler arkadaşlar, beğenmenize sevindim. Bazı pokemon gizemlerine kendimce cevap getirmeye çalıştım. Pokémona gönülden bağlı olduğumu sanırım kanıtlayacak bir öykü oldu bu. Bu hikayeyi sizlerle paylaşmaktan çok mutlu oldum. Okuyan arkadaşlara bir kez daha teşekkürler... Pokemon rüyası asla bitmeyecektir ;)
Resim

FC: 1822 - 3800 - 3502

“Senaryolar & Hikayeler” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Limited ::
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye :: ProSilverOnTheRocks by HaNNF :: Tüm zamanlar UTC+03:00
cron